|
Kitaplar Sürekli Yazılar Kitap Söyleşileri Yazılanlar |
Mehmet Aman Söyleşisi, Cumhuriyet Kitap Eki, 30 Ekim 2025Mehmet Aman-Kitabın kapağındaki "Kongarizma" deyimiyle başlayalım söyleşimize... Hem kitabın doğuşu hem de bu deyimin ortaya çıkış serüvenini sizden dinleyelim. Kitabın bir "isyan haykırışı" olduğunu belirtmişsiniz. Neye isyan bu kitap? Emre Kongar-Bu kitabın yazılışını başlatan olay canlı bir televizyon yayınında izleyicilerimle paylaştığım bir isyan davranışı ve söylemiydi. Bu isyanımı yaklaşık bir-bir buçuk yıl kadar önce, bir siyasal sohbet programının kapanışında dile getirmiştim: Programda önce Baskıcı İktidarların yanlışlarını, Adaletsizliklerini, Haksızlık ve Hukuksuzluklarını eleştirirken, bu tür uygulamaların, o toplumlarda yaşayan insanların yaşamlarını olumsuz etkilediğini, gönençlerini (refahlarını) ve Mutluluklarını engellediğini belirtmiştim. Daha sonra, herkesi, kendi Bilinçlerine, Ahlâklarına ve Vicdanlarına uygun davranmaları, Haksızlık, Hukuksuzluk ve Adaletsizliklere karşı mücadele etmeleri için uyarmıştım. En sonunda da izleyenlerimi, "Bütün baskılara karşı, her zaman her yerde, her koşulda kendi ilkelerini, kendi Ahlâkını, kendi Vicdanını savun" diye uyarmış ve masaya yumruğumu vurarak "Hayat yaşadığına değsin!" diye haykırmıştım. Bu programdan çok etkilenen çok değerli bir dostumun önerisi üzerine başladım bu çalışmaya. Programı her gün büyük bir dikkatle izleyen, zaman zaman da çok sert ama genellikle haklı ve yapıcı eleştirilerde bulunan, kişiliğine ve düşüncelerine çok güvendiğim bu dostum "Sen bu konuda'Hayat yaşadığına değsin' diye bir kitap yazmalı ve bu programda söylediklerini anlatmalısın" dedi. Arkadan da, "Hayat hakkındaki özlü sözlerini de, Aforizma, Karizma ve Kongar sözcüklerini birleştirerek "Kongarizmalar" adı altında okurlarına sunabilirsin" diye ekledi. Onun bu önerisi benim de hoşuma gitti ve sonuç, şu anda elinizde tuttuğunuz bu kitap oldu. "Kongarizma" terimini de bu arkadaşıma borçluyum. İsyanımın temelinde ise, insanların Ahlâklarına, Vicdanlarına aykırı uygulamalara karşı olan suskunlukları ve sessiz kalarak sergiledikleri boyun eğiş davranışı yatıyordu. Mehmet Aman-"Hayat", "Aşk", "Başarı" ve "Mutluluk" bölümlerinden oluşuyor kitabınız. Bu bölümleri seçmenizin nedeni nedir? Emre Kongar-Bence Hayat bu üç konu üzerinde yaşanır ve bunların üzerinden anlam kazanır da onun için onları seçtim. Bana göre insanın bütün Hayat'ını bu üç ana etkinlik, ya da duygu ve düşünce biçimlendirir ve çünkü Hayat bunlar üzerinde yaşanır. Aslında çalışmamın bütününü, her birini ayrı bir "Kitap" olarak tasarladığım bu dört farklı, ama birbirinin içine geçmiş olan bölümler oluşturuyor. O nedenle her bölüme "Hayat", "Aşk", "Başarı", "Mutluluk" diye ayrı ayrı bir "Kitap" adı verdim. Mehmet Aman-Açımlar mısınız, bu bölümleri nasıl kurguladınız? Emre Kongar-Bütün kimliğimi, kişiliğimi, bilgi ve deneyim birikimimi aktarmayı planladığım kitabımı yazmaya "Aşkla" başladığım için olsa gerek önce Aşk bölümünü yazdım. Aşk'ın hem cinsellik hem duygu hem adanmışlık, hem de insanlığın devamını sağlayan bir olay ve olgu (yaşantı ve fenomen) olarak insan yaşamının en önemli ögesi olduğunu düşünüyorum. Elbette daha sonra, "Hayatını kazanmak" diye Türkçede çok güzel ifade edilen geçim derdi, "Yaşam Savaşımı" geliyor. En sonra da insanın kendisiyle, çevresiyle, toplumla ve evrenle hesaplaşması demek olan "Mutluluk" ya da "^Mutsuzluk" kavramları belirginleşiyor. Bütün bunları değerlendirebilmek için de "İnsan nedir", "Doğa nedir", "Evren nedir" ve bütün bunların sonucu olarak "Hayat ne demek" sorusunun yanıtını aradım elebette. Mehmet Aman-"'Mutlu insan yoktur' ifadesinin yaşayan bir reddiyesiyim çünkü "Ben mutlu bir insanım!" sözünüzden yola çıkarak "Mutluluk" bölümüne değinelim. Kongarizma'larda Epikuros'tan Sokrates'e, Eflatun'dan Aristoteles'e, Spinoza'dan Maslov'a kadar birçok düşünürden referans alarak "doğa-mutluluk" ilişkisine değiniyorsunuz... Emre Kongar-Evet Mutluluk da, aynen Aşk gibi, Başarı gibi, Hayat ile senin aranızdaki karşılıklı bir ilişki, bir etkileşimdir: Mutluluk hem hayatla bir hesaplaşmadır, hem bu hesaplaşma sonunda ortaya çıkan bir duygu ve düşünce durumudur, hem de bu anlamda bir sonuçtur. Çalışmamda Mutluluğun niteliği ve bütün bu özellikleri üzerinde de durdurdum. Dikkatli ve ayrıntılı bir biçimde Mutluluk yollarını da araştırdım. Okurlarım bu konuda pek çok "Kongarizma" bulacaklardır bu bölümde. Mehmet Aman-Mutsuzluğun kaynağı da kitabınızda yer alıyor: Siyasal iktidarlar ve liderler. Türkiye'nin içinde bulunduğu sosyoekonomik darboğaz ortada. Her açıdan iyi yönetilmeyen ülkede ekonomi ve sosyal hayatın çöküşü mutsuzluğu ve umutsuzluğu beraberinde getiriyor. Bu mutsuzluğun yok edilebilmesi için ne yapmak gerekiyor? Kongarizmalar ne söyler bu duruma? Emre Kongar-Mutsuzluğun pek çok kaynağı var. Bunların arasında bireysel olanlar da var, toplumsal olanlar da. Aileden gelenler de var, sonradan yaşananlardan gelenler de. Totaliter ya da otoriter baskı rejimlerinin "Bağımsızlığa", "Özgürlüğe", "Eşitliğe", "Adalete", "Barışa" karşı oldukları için, insanları Mutsuzluğa da mahkûm ettiğini biliyoruz. Toplumsal, ekonomik ve siyasal Mutsuzluk kaynaklarıyla nasıl mücadele edileceğini öğrenmek için bu bölümü okumanız gerek! Mehmet Aman-"Başarı" bölümünde bazı isimlere yer veriyorsunuz. Bu isimleri tercih etmenizin nedeni nedir? Emre Kongar- Evet, çalışmamın temelinde sadece kuramsal bilgiler ve benim deneyimlerim değil, "Hayatın Gerçekleri" de yattığı için, somut örnekolayları da ele alarak irdeledim. Bunların hem Cumhuriyet'in ilk dönemlerini hem de son yılları kapsayan farklı alanlardaki farklı örnekler olmalarına dikkat ettim. İlk örnek 1921 doğumlu benim de hocam olan ve bu satırlar yazıldığı sırada yaşamını aktif olarak sürdüren Nermin Abadan-Unat'tır. İkinci örnek 1935 doğumlu olan ve artık aramızda olma onurundan ve zevkinden bizi mahrum etmiş olan sevgili dostum, Türkân Saylan'dır. Üçüncü örnek 1944 doğumlu olan, binlerce insana hayat vermiş ve sadece Türkiye'nin değil dünyanın organ nakli devrimini etkileyen Mehmet Haberal 'dır. Dördüncü örnek, 1975 doğumlu, dijital teknoloji (Bilişim Devrimi) dönemindeki başarıyı simgeleyen Berk İmamoğlu'dur. Böylece neredeyse yarım yüzyıllık bir dönemi ve farklı alanları kapsadım; birbirinden farklı kişilerin başarı öykülerini seçtim ve bunlardan öğrenebileceklerimizi özetledim. Mehmet Aman-"Gerçeğin peşinde koşmak", bu kitabın en önemli vurgularından birisi. Okuyucularımıza gerçeğin peşinden koşarken dikkat edilmesi gereken "Kongarizma"larınızdan birkaç örnek vermenizi istesek, neler söylersiniz? Emre Kongar-Evet, bu çalışmamın ana eksenlerinden biri "İnsan"ın kaynağı olan "Evren"in ve "Hayat"ın gerçeğini aramak ve anlamaktır. Bu nedenle, "Gerçek" hakkındaki bir "Kongarizma" çalışmamda şöyle ifade edilmiştir: Sonsuz bir zamanda, Sonsuz bir mekânda, Çekim güçlerinin yarattığı bir Devinim sonunda ortaya çıkan Dengesizliğin ve Dengenin birbirine dönüşen Diyalektik hali! Diyalektik gerçekliğin dört kuralı vardır: 1) Her şey, her zaman değişir. 2) Değişme sırasında bütün varlık ve ögeler, zıtlar da dahil olmak üzere, birbirini etkiler 3) Her şey hem kendi zıddını da beraberinde getirir ve hem de kendi zıddını yaratır. 4) Nicelik değişmesi belli bir aşamadan sonra nitelik değişmesine dönüşür. Birleştirilen ipliklerin sicim, birleştirilen sicimlerin halat olması... Ya da oyların artarak önce parti, sonra daha artarak ana muhalefet partisi, sonra daha da artarak iktidar olması gibi! Mehmet Aman-Kanuni'nin şiirleri, Kafka'nın Milena'ya aşkı, Marks-Marksizm ve aşk ilişkisi, Yahya Kemal, Bedri Rahmi... Aşkın ideolojik-sosyolojik-ekonomik ve edebi tahlillerini görüyoruz Kongarizma'larda... Emre Kongar-Evet, dedim ya, bu çalışmam bütün zamanları, bütün insanları, bütün farklılıkları kapsayacak bir mantıkla yazıldı. İçinde Padişah da var, cariye de, vezir de var, şair de, yazar da! Octavio Paz da var, John Maxwell Coetzee de. Marxda var, Hürrem de! Bir de Aşk üzerine bir "Kongarizma" vereyim sana: " Sevgilinizle birlikteyken her an cennette misinizdir? ' Hayal alemi' ile 'Gerçek yaşamı' birleştirebiliyor, bütünleştirebiliyorsanız, 'Evet!' Aşk, hayal ile gerçeğin, rüya ile yanılsamanın kesiştiği bir noktada yaşanandır!" Mehmet Aman-"Aşk, bir mülkiyet ilişkisi değildir: Ne Âşık, sevgilinin sahibi ne de sevgili Âşığın sahibidir." Bu "Kongarizma" üzerinden ilerlersek, âşık ile maşuk arasındaki ilişkiye, Divan edebiyatında alışık olmadığımız bir pencereden yaklaşıyorsunuz: Eşitlik, özgürlük, bağımsızlık. Hem bu pencereye hem de kitaptaki "Aşk" bölümüne bu perspektiften ışık tutabilir misiniz? Emre Kongar- Peki; işte bu perspektiften size uzun bir "Kongarizma": Bencillik, Aşkı öldüren duygudur: Karşılıklılık ilkesi aşkı besler, geliştirir; egoizm, Aşkı bitirir. Ne Aşık, ne de sevgili 'çantada kekliktir': Monotonluk, olağanlık, ilgisizlik, vurdumduymazlık, Aşkın büyüsünü yok eder. Her ilişki gibi Aşk da özen ve emek ister: Aşık, kendisine istediği, ilgiyi, özeni., sevgiyi, saygıyı, bıkmadan, usanmadan, sevgiliye de göstermeli; sevgili de, aynı biçimde davranmalıdır. Aşk, bir mülkiyet ilişkisi değildir: Ne Aşık, sevgilinin sahibi, ne de sevgili Aşıkın sahibidir. Aşkta kıskançlık, sevgiden değil, bencillikten, egodan, egoizmden, mülkiyet duygusundan kaynaklanır: Bu nedenle de kıskançlık, Aşkın sonucu ya da kanıtı değil, düşmanıdır! Özgürlük Aşkı besler. Eşitlik aşkı besler." Mehmet Aman-Okuyucularınız, yeni çalışmalarınızı görecek mi? Emre Kongar: Elbette. Çünkü çalışmak ve yazmak benim yaşam biçimim: 2000'lerden sonraki Türkiye'nin yaşadıklarını irdeleyen ve çözümleyen bir kitap hazırlıyorum. |
| Tweet |
Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.
Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta
Son güncelleme tarihi 8 Haziran 2026