Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

 

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 
Emre Kongar - Hayat Yaşadağına Değsin - Kapak


TÜM SEÇKİN
KİTAPÇILARDA

Hayat Yaşadığına Değsin

Hayat, Aşk, Başarı
ve Mutluluk Üzerine
Kongarizmalar

Remzi
Kitabevi


Kitabın tam boy kapağını görmek için tıklayınız.

Devrimin ve Karşı Devrimin Yüz Yılı Kutulu

Devrimin ve Karşı Devrimin Yüz Yılı (Kutulu Takım)


Kongar.org Google+ Sayfası
Resmi twitter hesabı:
Resmi Facebook hesabı:

GÜNCEL,(1) 1 Haziran 2026

Kılıçdaroğlu Üzerine 2023 Seçimleri Sonrasında Yazılmış Bir ve Öncesinde Yazılmış İki Yazı ile Bugünkü Değerlendirme.

Herkesin gördüğü, duyduğu ve bildiği üzere, Kılıçdaroğlu'nu 2023 seçimlerini kaybedene kadar tam destekledim.

Ama aynı sırada, son dakikaya kadar, CHP'yi sağa kaydırmasını çok net olarak eleştirdim ve doğru yola, yani "Demokratik ve Laik Sosyal Hukuk Devleti" olan "Atatürk Cumhuriyeti'ni" desteklemek yoluna çekmeye de çalıştım.

Yaptığı yanlışları Cumhuriyet Gazetesi'ndeki "Aydınlanma" sütunumda defalarca, çok net olarak dile getirdim ve açıkça eleştirdim ama sırf seçimlerde bizi bu iktidardan kurtarabilecek bir seçenek sunduğu için Reel Politik açıdan, CHP Genel Başkanı olması dolayısıyla onu destekledim...

Çünkü bu İktidardan kurtuluş umudu, Reel Politik açısından, seçimin ancak CHP liderliğinde kazanılmasıyla olanaklı görünüyordu.

Ama ne yazık ki, seçimde sandık denetimi ve güvenliği yeterince sağlanamadı, kurulan siyasal ittifaklar seçmene güven vermedi, İktidarın sahte videolarla yaptığı saldırılara bile yeterince karşı konulamadı ve kazanılması neredeyse garanti olan bir seçim kaybedildi.

Bunun üzerine, CHP'ye bağlanan umudu çöpe atmış olan Kılıçdaroğlu'na karşı olan duygular eleştiriden öfkeye dönüştü.

Üstelik yerel seçimler yaklaşıyor ve Kılıçdaroğlu'na karşı duyulan öfke bu seçimleri de tehlikeye sokuyordu.

Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı ile girilecek bu seçimlerde İstanbul'un bile İktidara kaybedilmesi muhtemeldi.

Bu olasılığı önlemek için, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra, yerel seçimlerden ve CHP'nin son kurultayından önce bu konuda yazdığım, 24 Ağustos 2023 tarihli yazım aşağıda.

AYDINLANMA

EMRE KONGAR

CHP'YE ELEŞTİRİLER VE İSTANBUL

14-28 Mayıs 2023 seçimleri sonrası, CHP ve onun Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sürekli bir eleştiri altında:

Eleştiriler özellikle, CHP'de yapısal bir değişim gereksinmesi olduğu ve Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkanlıktan istifası üzerinde yoğunlaşıyor.

* * *

Benim de seçimlerden hem önce ve hem de sonra yazdığım yazılarda gerek CHP'yi, gerekse Kılıçdaroğlu'nu kimi zaman eleştirdiğim ama son tahlilde seçimlere kadar desteklediğim konularda yoğunlaşan bu eleştirilerin, seçimlerden sonra özellikle Erdoğan/AKP eleştirilerinin önüne geçmiş olmasının temel nedenleri nelerdir?

1) CHP'ye ve Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştirilerin en önemli ve birincil nedeni, Cumhurbaşkanlığı seçiminin kaybedilmiş olmasıdır.

Seçim kazanılmış olsaydı, "Şahsım Devleti Rejimi"nden kurtulmak uğruna belki CHP'nin verdiği ödünler sineye çekilebilirdi.

2) Bu eleştirilerin bu kadar sert ve yoğun olmasının ikinci nedeni ise, Kılıçdaroğlu'nun seçimi kazanmak için uyguladığı strateji sonunda (sağ partilerle ittifakından çok) CHP'yi sağa kaydırmış olması, Cumhuriyet değerlerinden, başta laiklik olmak üzere önemli ödünler vermiş bulunmasıdır.

Bu ödünler sonunda CHP'nin "'Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti'nin Güvencesi" ve bir anlamda "Demokratik Rejimin Umudu" olması niteliği zedelenmiştir.

CHP niçin Demokratik Rejimin umuduydu?

Unutulmamalıdır ki, CHP, Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyet'i ilan etmek ve geliştirmek için kurduğu bir partidir.

Yine aynı CHP, Türkiye'nin "Çok Partili Rejime" geçmesini sağlamıştır.

Ayrıca özgürlükçü 1961 Anayasası'nın temellerinde onun 1959'da ilan ettiği "İlk Hedefler Beyannamesi" yatmaktadır.

Üstelik sadece 1961 Anayasası ile değil, "Ortanın Solu" hareketi ile de "Demokratik Rejime", "Fırsat Eşitliği", "Gelir Adaleti", "Emekçi Hakları" gibi ilkeleri eklemleyen partidir.

CHP'nin başta laiklik olmak üzere, Cumhuriyet değerlerinden ödün vermesi, işte onun bu "Demokratik Rejim için bir Umut" olma özelliğini zedelemiştir.

Partiye yönelik "Yapısal Değişim" ve Kılıçdaroğlu'na yönelik "istifa" isteklerinin altında bu "umudun tükenişi" süreci yatmaktadır.

3) Partiye ve Genel Başkan'ına yönelik eleştirileri yoğunlaştıran ve sertleştiren üçüncü bir neden, CHP listelerinde 38 milletvekilliğinin sağ partilerin adaylarına tahsis edilmiş, yani bu milletvekillerinin CHP'lilerin oylarıyla seçilmiş olmasıdır.

Bu sonuç, Meclis'teki "Şahsım Devleti" savunucularını Anayasa'yı değiştirecek sayıya yaklaştırması bakımından "Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti" açısından büyük bir tehlike yaratmıştır.

4) Belki de dördüncü ve son ama hiç de önemsiz olmayan bir neden, iktidarın zaten yıllardır, bütün gücüyle CHP'ye ve Kılıçdaroğlu'na saldırmakta oluşudur.

İktidar, bütün medyayı da denetimine aldığı için, kamuoyunun dili ve etkileşimi, CHP ve Kılıçdaroğlu aleyhinde egemenlik oluşturmuş bulunmakta, bu nedenle eleştiriler çok daha geniş ve etkili bir nitelikte algılanmaktadır.

* * *

Bütün bu eleştirileri ve nedenlerini niye yazdım?

Önümüzde yerel seçimler ve özellikle de İSTANBUL seçimi var:

Sevgili okurlarım, dilerim politikacılar ve seçmenler yerel seçimlerin mantığının genel seçimlerden farklı olduğunu unutmazlar:

Genel seçimlerin ve bu eleştirilerin yarattığı düş kırıklığı ve küskünlük ortamında İSTANBUL'u ve bu kentin muazzam kaynaklarını yeniden "Şahsım Devleti" mensuplarına armağan etmezler.

Bilinmelidir ki, yerel seçimler ve İstanbul seçimi, ne Kılıçdaroğlu ne de CHP Genel Başkanlığı seçimidir...

Bu seçimler ve İstanbul seçimi, bir kentteki seçmenlerin, bir "Şahsa" karşı, kendi kaderlerine hakim olma mücadelesidir!

* * *

Kılıçdaroğlu'na karşı, ona destek vermiş olan seçmenlerde oluşan öfkeyi ben bile bu kadar net olarak görürken parti yöneticilerinin bunu fark etmemeleri olanaksızdı.

Nitekim, İmamoğlu, Özel, Yavaş ekibi de aynı gözlemi yaptıklarından, yerel seçimler öncesinde bir kurultay toplayarak aynı gerçeği gören (ve Kılıçdaroğlu zamanında seçilmiş olan) delegelerin de desteğiyle, CHP liderliğini yenilediler ve partiyi seçmenin Kılıçdaroğlu'na karşı oluşan gazabından kurtararak birinci parti konumuna yükselttiler.

* * *

2023 seçimlerinden önce, Kılıçdaroğlu'nun partiyi sağa kaydırmasına karşı pek çok eleştiri yazısı yazdım.

Bunlardan, özellikle seçimlere giderken iktidar olacağı umuduyla eleştirilerimi sıralayan ve oy vereceğimi de belirten 25 Nisan 2023 tarihli sadece birini bir örnek olarak aşağıya alıyorum.

* * *

AYDINLANMA

EMRE KONGAR

BİZ DEMOKRATIZ: HEM ELEŞTİRİRİZ HEM OY VERİRİZ

Bu yazımın başlığı belki de "Biz Oy Verdiğimiz İçin Eleştiririz" veya "Biz Eleştirebileceğimize Oy Veririz" biçiminde olmalıydı.

* * *

Erdoğan/AKP iktidarının bu topluma pek çok kötülüğü var:

En başta, herkesi yoksullaştırdı...

Kendisinin bir avuç "oligarkını" (oligarşi mensubunu) zenginleştirdi.

Daha doğru bir ifadeyle, toplumun gelir ve servet dağılımını bozdu, kritik noktalara koyduğu hortumlarla milletin gelirini ve servetini kendi yandaşlarına aktardı.

İstanbul ve Ankara belediyelerinde, sırf bu hortumların kesilmelerinden sağlanan kaynaklarla, her türlü kısıtlama ve sınırlamalara rağmen, mucizeler yaratılıyor.

* * *

Yirmi yıl boyunca, tutum ve davranışlarıyla, garip yasalarla, haksız ve hukuksuz uygulamalarla, baskılarla, siyaset diliyle, yaşamımızı ve kültürümüzü yeniden biçimlendirdi:

Özgürlükleri sınırladı ve kısıtladı...

Hak isteyenleri teröristlikle suçladı...

Yargıya güveni sıfırladı...

Ortak değerleri yok etti...

Toplumu birbirine düşman gruplara böldü...

Terbiyeyi ve nezaketi yok etti...

Hoşgörüyü sildi süpürdü...

Eleştiriyi ihanet saydı...

Tartışma ve uzlaşma kültürünü öldürdü...

Düşünce ve konuşma dilini düşmanlık üzerine, hainlik, teröristlik, ayrıştırma üzerine yeniden kodladı, böylece toplumu yeniden biçimlendirdi.

* * *

Elbette hem siyasetin hem de medyanın dili ve davranışları ile topluma empoze edilen bu yozlaşma bütün toplumsal ilişkileri bozdu:

İnsanlar, başta politikacılar, kendilerine yönelik eleştirilere karşı hoşgörülerini yitirdiler.

İktidar kendisine yönelik eleştirileri, protestoları, yürüyüşleri, mitingleri, gösterileri, açıklamaları, polis gücüyle engellemeye, bastırmaya, yargı gücüyle de cezalandırmaya başladı.

Muhalefet etmek, eleştirmek iktidar tarafından hainlikle, teröristlikle, itham edilmeye başlayınca ve bu yirmi yıllık bir dönemde toplumda, medyada, siyasette egemen kılınınca, herkes bundan etkilendi.

Bütün toplumda, özellikle de siyasette ve medyanın dilinde, ama daha vahimi hemen hemen herkesin zihninde, eleştiri adeta düşmanlık olarak algılanmaya başladı.

Özet olarak, iktidarın biat kültürü, toplumun Demokratik eleştiri kültürünü öldürdü ve insan ilişkilerini bozdu.

* * *

Otoriter ve totaliter rejimlerde biat kültürü egemendir...

Demokratik rejimlerde ise eleştiri kültürü!

Yukarda özetlediğim yozlaşma, sağ iktidarların zirve noktası olarak yaşadığımız otoriter "Şahsım Devleti"nin marifetidir.

Ben bütün hayatını, eleştirilerek ve eleştirerek yaşamış ve kişiliği böylece biçimlenmiş, akademik kariyer mensubu bir toplumbilim öğrencisi olarak:

BİAT KÜLTÜRÜNÜ ŞİDDETLE REDDEDİYORUM VE DEMOKRATİK ELEŞTİRİ KÜLTÜRÜNÜ SAVUNUYORUM!

* * *

Elbette "Millet İttifakını", onun mimarı ve lideri olan Kılıçdaroğlu'nu, oradaki bütün liderleri ve partileri eleştireceğim...

Çünkü bu yapı iktidar oluyor...

Bu yapı beni yönetecek!

* * *

Elbette "Millet İttifakı" içinde yer alan eski AKP'lilerin, örneğin Babacan'ın tarikatları ve örneğin Yeneroğlu'nun Silivri kumpas davalarını savunan görüşlerini, bu görüşlerin simgelerini, örneğin Sadullah Ergin'i aday göstermelerini eleştireceğim...

Elbette CHP'nin sağa kaydığını söyleyecek, Yüksel Taşkın gibi bir Atatürk karşıtını İzmir'de birinci sıra adayı yapmasını eleştireceğim...

Elbette Kılıçdaroğlu'nu, Laik Cumhuriyeti, Atatürk'ü yeterince savunmadığı, 16 Nisan 2017 günü YSK'nin yasa dışı, haksız ve hukuksuz kararına karşı yeterince enerjik biçimde direnemediği, oylarımıza sahip çıkamadığı için eleştireceğim...

Çünkü bu yapı benim oyumu da alarak iktidar oluyor!

* * *

Çünkü ben otoriterliğin bunaltıcı baskısından kurtulmak ve yeniden demokratik rejim altında nefes alabilmek için:

OYUMU KILIÇDAROĞLU'NA VERECEĞİM...

VE DEMOKRATİK REJİM İSTEYEN HERKESİN DE KILIÇDAROĞLU'NA OY VERMESİNİ İSTİYORUM.

* * *

Ben Kılıçdaroğlu'na onu eleştirebildiğim için oy vereceğim...

Çünkü ben seçtiğim lidere biat etmem, onu eleştirmeyi, böylece katkıda bulunmayı, bir görev sayarım...

BU BENİM HEM KİŞİSEL HEM SİYASAL AHLÂKIMIN BİR İLKESİDİR!

* * *

2023 seçimlerinin birinci turundan sonra, hâlâ CHP'nin seçimi kazanacağı umuduyla, onun liderine yazdığım 19 Mayıs 2023 tarihli açık mektup aşağıda.

* * *

AYDINLANMA

EMRE KONGAR

19 MAYIS 2023`DE KILIÇDAROĞLU`NA AÇIK MEKTUP

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,

Atatürk'ün kurduğu,İsmet İnönü 'nün Çok Partili Düzene geçirdiği Türkiye Cumhuriyeti'ni, yeniden Demokrasiyle buluşturma çabasının liderliğini yapıyorsunuz:

Bu mücadelenizde, toplumsal ve siyasal yapıdan kaynaklanan sorunlarla olduğu kadar, otoriter iktidarın baskılarından gelen önemli sınırlama ve kısıtlama engelleriyle karşılaştığınızı ve bunları elinizden geldiğince aşmaya çaba gösterdiğinizi görüyoruz, biliyoruz.

Sayın Kılıçdaroğlu,

Ya bu çabalarınızın son meyvesini 28 Mayıs günü yapılacak olan seçimde alabileceğiz ve Demokratik Rejimin aydınlığı içinde sorunlarımızı çözmeye çalışacağız...

Ya da Otoriter Rejimin karanlığında kaybolacağız ve baskının, adaletsizliğin, emperyalizmin, terörün, yoksulluğun, yasakların, yolsuzlukların, çetelerin yarattığı karabasanda boğulacağız.

* * *

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,

Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devletini yeniden kurmak için yaptığınız bu mücadelede size sürekli destek verdiğimi biliyorsunuz.

Şimdi bu son dönemeçte, yine size destek olabilmek amacıyla, Cumhuriyet'in kuruluş dönemindeki koşulları ve Mustafa Kemal Atatürk 'ün bazı sözlerini anımsatmak istiyorum.

* * *

Sayın Kılıçdaroğlu,

Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi, insanlık tarihi, insanın insanı sömürmesi ve sömürülen insanın buna başkaldırması ile yazılır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının 19 Mayıs 1919'da başlattığı savaş emperyalizme ve Saray'a karşı bir başkaldırı savaşıdır:

Mustafa Kemal ve arkadaşları, milleti sömüren Osmanlı Ailesine ve bu sömürüden pay aldıkları için onu destekleyen iç ve dış güçlere karşı ayaklanmış ve onları yenerek yeni bir devlet kurmuşlardır.

Sayın Kılıçdaroğlu,

Şimdi 19 Mayıs 2023'de, Türkiye'nin önündeki mesele yine benzer bir sorundur:

Atatürk ve arkadaşlarının eseri olan Parlamenter Demokratik Rejimi yıkarak onun yerine padişahlığı andıran bir "Saray Yönetimi" kuran, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" denilen "Şahsım Devleti"nin, toplumu sömürmesine karşı çıkmak!

* * *

Sayın Kılıçdaroğlu,

Atatürk NUTUK'ta, Osmanlı'nın çöküşünü anlattıktan sonra şöyle diyor:

"Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı.

O da milli egemenliğe dayalı, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak!

İşte, daha İstanbul'dan çıkmadan evvel düşündüğümüz ve Samsun'da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamaya başladığımız karar, bu karar olmuştur.

Ya İstiklâl Ya Ölüm!"

(Emre Kongar Seçkisiyle, ATATÜRK, NUTUK, İstanbul, Remzi Kitabevi, 2018, s.34)

* * *

Sayın Kılıçdaroğlu,

Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi, insanın insanı sömürme süreci hiç kuşkusuz kaba kuvvete ve ideolojik beyin yıkamaya dayalı bir düzen gerektirir:

İnsanların kabileler biçiminde yaşadıkları dönemde en güçlü olan ailenin/aşiretin ve o ailenin/aşiretin reisinin egemenliği kabul edilmiştir.

Daha sonra tek tanrılı dinler döneminde, krallar, imparatorlar, şahlar, padişahlar, halkı, milleti sömürme eylemlerini kaba kuvvetle birlikte dini inançlara dayalı olarak sürdürmüşlerdir.

İnsanlar bilinçlendikçe bu sömürüye karşı çıkmış, devlet gücünü kullanarak din adına halkı/milleti sömüren ve sadece kendilerine, ailelerine ve yakın çevrelerine çıkar sağlayan yöneticilerin boyunduruğundan kurtulmuşlardır.

İşte Atatürk ve arkadaşlarının yaptığı da budur:

"...Osmanlı hanedan ve Saltanatı'nın devam ettirilmesine çalışmak, elbette, Türk milletine karşı en büyük kötülüğü yapmaktı.

Çünkü millet her türlü fedakârlığı sarf ederek bağımsızlığını sağlasa da, Saltanat devam ettiği takdirde, bu bağımsızlığa güvence altına alınmış gözüyle bakılamazdı.

Artık vatanla, milletle hiçbir vicdani ve fikri alakası kalmamış bir sürü delinin, devlet ve milletin bağımsızlık ve haysiyetinin koruyucusu makamında bulundurulması nasıl haklı görülebilirdi?"

(NUTUK, ss. 35-36)

Sayın Kılıçdaroğlu,

19 Mayıs 2023 Türkiye'sinde de sizin liderliğinizdeki siyasal hareketin hedefi aynıdır:

Tek kişinin "Saray Rejimi"nin "Şahsım Devleti" vasıtasıyla topluma vurduğu boyunduruğu, Milli Egemenlik, Cumhuriyet ve Demokrasi adına kırmak!

* * *

Sayın Kılıçdaroğlu,

Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi her sömürü düzeni hem iç hem de dış müttefikler arar, böylece tiranlar, faşistler, diktatörler, bir yandan dini istismar ederken öte yandan emperyalistlerin uşaklığına soyunurlar.

BakınAtatürk , İstiklâl Savaşı ile milli irade yani cumhuriyet ilişkisini nasıl kuruyor:

"Ortaya çıkan milli mücadele, dıştan gelen işgale karşı vatanın kurtuluşunu tek hedef saydığı için, bu milli mücadele başarıya yaklaştıkça, milli irade idaresinin bütün esaslarını ve biçimlerini aşama aşama gerçekleştirmesi, tabii ve kaçınılmaz bir tarihi süreçti."

(NUTUK, s.37)

* * *

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,

Bugünkü Türkiye'de de siyasal görev, böyle bir kaçınılmaz tarihsel süreç bağlamında, Mustafa Kemal Atatürk ruhuyla, "Demokratik Rejim" için bir "Milli Mücadele" gerçekleştirmektir!

Sayın Kılıçdaroğlu,

Size bu "Demokratik Cumhuriyet Mücadeleniz"de, 28 Mayıs seçiminde, Mustafa Kemal Atatürk'ün yolunda, başarılar diliyorum!

* * *

Değerli okurlarım, Kılıçdaroğlu, kendisine CHP Genel Başkanı olarak verilen desteği, sadece partiyi sağa kaydırdığı için değil, garanti kazanacağı bir seçimi yitirdiği için de yok etti.

Böylece Demokratik Rejim umutlarını da söndürdüğü için kendisine karşı desteğin öfkeye dönmesine yol açtı.

Seçimi kaybedip Demokratik Rejim'in yeniden kurulma umudunu yok edince, elbette bütün hataları da yeniden gündeme geldi ve duyulan öfke derinleşti.

Bu hataları çeşitli defalar yazılarımda belirttiğim için burada yeniden saymak istemiyorum.

Ama öyle bir hatası var ki, bugünlerde yaşadığımız karanlık dönemin temelini oluşturuyor:

O da, oyların yasalara aykırı olarak sayıldığı ve rejimi değiştiren 16 Nisan 2017 sözde halkoylamasının sonuçlarının haksız ve hukuksuz bir biçimde açıklanmasına itirazsız boyun eğmesidir.

* * *

Kılıçdaroğlu'nun kendi zamanında belirlenmiş olan delegelerle yapılan Kurultay'da seçilen ve İktidarın CHP'ye saldırısına karşı bir yılda 100 miting yaparak, CHP'lileri hem bilinçlendiren hem de eylemde bütünleştiren Özgür Özel'in koltuğuna, İktidar yargısının haksız ve hukuksuz bir kararıyla, zorla oturtulması, partinin bölünmesine yol açmıştır.

Böylece önümüzdeki seçimlerde başarısızlıkları dolayısıyla İktidarın bitmiş olan siyasal ömrünün yıllarca daha uzaması, Demokratik Cumhuriyet'in iyice Faşist bir rejime dönüşmesi ve din, mezhep ve ırk ayrımlarıyla bölünmesi kolaylaşacaktır.

Kılıçdaroğlu'nun gelecek kuşaklar tarafından lanetle anılmasına yol açacak olan bu tehlikeli olasılıkları görmemesi olanaksızdır.

Dolayısıyla, hiç vakit geçirmeden derhal olağanüstü ve seçimli kurultaya gidip bu sorunu çözmesi gerekir.

Bu arada, İktidarın biten siyasal ömrünü uzatmak için ABD ile işbirliği halinde, "Kürt Açılımı" süreci bağlamında, PKK ve DEM Parti ile resmen ittifaka girdiği bilinmektedir.

Zaten bütün yetkileri sorumsuz tek bir kişiye veren, kendisinin yaptığı bu Anayasa'yı bile değiştirmek ve Türkiye'yi bambaşka bir yapıya taşımak için seçimden önce, TBMM'de 400 oya erişerek Anayasa'yı halkoylaması yapmadan değiştirmek istediği de kamuoyuna yansımış bir gerçektir.

Kılıçdaroğlu bu nedenle, Türkiye'nin gelecekteki kaderini belirleyecek değişmelerde kilit rol oynayacak bir rolü üstlenmiş görünmektedir.

Bu rolünü Cumhuriyet Türkiyesi'ni kurtarmak ve korumak için mi yoksa onu yıkmak için mi kullanacağı onun tarihteki yerini de belirleyecektir.

 


İstanbul On Kapak NUTUK - Emre Kongar Seçkisiyle

KİTAPÇILARDA

DİREN - Demokrasi İçin Manifesto Tarihimizle Yüzleşmek-Kapak ABD'nin Siyasal İslam'la Dansı-Kapak

Hoş geldiniz

Oğlum bu siteyi oluştururken, benden siteye girenler için bir "hoşgeldiniz" iletisi istedi. Ben de ona bir değil dört ileti verdim:

  1. "Yaşamın iki anlamı vardır: Sevgi ve üretim. Severek üretmek, üreterek sevmek"  (Yaşamın Anlamı, s.62)
     
  2. "Ben yazılarımı, bütün yaşamımla bile bu dünyada hiç bir şeyi etkileyemeyeceğimi bilerek umutsuzca, ama tek bir makale ile tüm dünyayı değiştirebilecekmiş gibi bir sorumlulukla yazıyorum." (Demokrasi ve Laiklik, s.87)
     
  3. "Her medya patronu ancak, gazetesindeki ya da kanalındaki en terbiyesiz medya mensubu kadar terbiyelidir". (Cumhuriyet, 13 Nisan 2000, Medya Notu)
     
  4. "Bütün insanları çok seviyorum. Gençleri daha çok seviyorum. En çok da okurlarımı ve öğrencilerimi seviyorum."

(1)Eski "Güncel"ler için Güncel Arşivi'ne bakınız.

Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Cumhuriyet Gazetesi Remzi Kitabevi Tele1 Televizyonu Koln Kutuphane StoryTel

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 1 Haziran 2026

Valid HTML 4.01 Transitional