Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

 

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 
Emre Kongar - Hayat Yaşadağına Değsin - Kapak


TÜM SEÇKİN
KİTAPÇILARDA

Hayat Yaşadığına Değsin

Hayat, Aşk, Başarı
ve Mutluluk Üzerine
Kongarizmalar

Remzi
Kitabevi


Kitabın tam boy kapağını görmek için tıklayınız.

Devrimin ve Karşı Devrimin Yüz Yılı Kutulu

Devrimin ve Karşı Devrimin Yüz Yılı (Kutulu Takım)


Kongar.org Google+ Sayfası
Resmi twitter hesabı:
Resmi Facebook hesabı:

GÜNCEL,(1) 31 Ağustos 2026

Bülent Arınç ve Cemaatler Güzellemesi

Süleymancılar adlı cemaate yapılan operasyon bağlamında Bülent Arınç savunmaya geçmiş.

Bu vesileyle, Cemaatler konusunda kendisinin ve sözcülüğünü yaptığı AKP iktidarının neler düşündüğünü belirten konuşmalarından iki tanesini, "Tarihe not düşmek için" buraya alıntılıyorum.

* * *

2014 KONUŞMASI

2014 www.milliyet.com.tr

Arınç cemaate seslendi: Biz varsak siz de varsınız

26.01.2014 - 17:05 | Son Güncellenme: 26.01.2014 - 18:32

#Bülent Arınç

#Bursa Aday Toplantısı

BAŞBAKAN Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Bursa'dan cemaate seslenerek, "Her şeyin garantisi biziz. O cemaatler beni çok iyi bilir. Ben onları çok iyi biliyorum. Bursa'dan bu cümleme dikkat etsinler; Biz varsak, siz de varsınız. Biz yoksak siz de yoksunuz" dedi.

Arınç cemaate seslendi: Biz varsak siz de varsınız

Partisinin Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Bursa'nın 17 ilçe belediye başkan adayının tanıtım toplantısına katılan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. AK Parti hakkında pek çok dedikodunun, iftiranın, gelişi güzel yapıldığı, sistemli bir yıpratma kampanyasının olduğunu söyleyen Arınç, "40 günden bu yana AK Parti, bakanlarımız, başbakanlarımız ve hükümetimiz hakkında bir takım çevreler müthiş bir kötülük peşindeler. Yanlış iş yapıyorlar, tehlikeli iş yapıyorlar. Ama görüyoruz ki onların bu niyeti, bu hükümeti yıpratmaktır. Seçime giderken tökezletmektir. Seçimde başarısız bir sonuç olursa, sonraki seçimlerde de domino etkisiyle AK Parti'yi tarih sahnesinden silmektir. Eğer bir başka parti yada başka bir hükümet hakkında böyle dedikodular ve iftiralar olsaydı, bu salonda 20 kişiyi bulamazdınız" diye konuştu.

'HERŞEYİN GARANTİSİ BİZİZ'

AK Parti Hükümetinin bütün güzelliklerin sigortası olduğunu söyleyen Arınç, "11 yıl önce neyin çilesini çekiyorduk, 11 yıldan beri neyin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu hükümet varsa, o cemaat de, o cemaatler de var olacaktır. Bu hükümet olmazsa, o cemaat de bütün cemaatler de yok olacaktır. Cemaatlerin eskiden irtica yuvası olduğunu söylerlerdi. Şimdi AK Parti ile bir mücadele olduğu için dünün CHP'lileri bile bugün başka bir yerde saf tutmaya başladılar. Bunda da bir Allah'ın hikmeti var tabi" diye konuştu.

Bu ülkede yaşayan insanların inançlarını farklı şekillerde yerine getirebildiğini belirten Arınç, "Bu ülkede yaşayan insanlar pek çok hayri hizmetlerin içerisinde bulunabilir ve biz de onlara destek oluruz. Ama Türkiye'de bir cemaat yok. Onlarca cemaat var. Onlar, '11 yıldan beri büyük bir huzur içindeyiz. Çok güzel çalışıyoruz. Hiçbir ayrımcılığa tabi tutulmuyoruz. Kursumuz, evimiz, lojmanımız basılacak endişesi içinde değiliz. Geçmişte böyleydi, siz geldiniz her şey serbest oldu' diyorlar. Her şeyin garantisi biziz. O cemaatler beni çok iyi bilir. Ben onları çok iyi biliyorum. Bursa'dan bu cümleme dikkat etsinler. Biz varsak, siz de varsınız. Biz yoksak siz de yoksunuz. Biz yoksak, çözüm süreci de yok. Biz yoksak, cenazeler gelmeye devam eder. Biz yoksak, karakollar basılmaya devam eder. Biz yoksak ülkenin insanları birbirlerine düşmanlıklarını arttırırlar. Biz varız ki Diyarbakır, Hakkari'sinde, Batma'nın da sabah 3'lere kadar insanlar başları dik alınları açık gezebiliyorlar" dedi. Ülkede ayrımcılığı ortadan kaldırdıklarını ifade eden Arınç, hükümetin gitmesi halinde tekrar ayrımcılıkların olacağını, tekrar baskıların, zulümlerin olacağını öne sürdü.

'BİZ GİDERSEK, EKONOMİ ÇÖKER, MAAŞ ÖDEYEMEZLER'

AK Parti Hükümeti'nin gitmesi halinde ekonominin çökeceğini söyleyen Arınç konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Biz gidersek, Necdet Sezer'in elindeki Anayasa kitapçığını fırlatmasında bir hükümetin düştüğü gibi, ekonominin tepe taklak olduğu gibi, Doların 600'den bir milyon 600'e çıktığı günlere döneriz. Ekonomi çöker, maaş ödeyemezler. Çiftçiye destek veremezler. Yüksek hızlı trenden vazgeçerler. Yapamazlar. Biz yapıyoruz bunları. Bu insanlar mı senede 11 katrilyon çiftçi kesimine destek verecek? Bu insanlar mı Türkiye'nin başını dik tutacak? Sosyal Güvenlik Kurumu'nda herkesin tedavi olması için hepinizin istediğiniz hastanede muayeneden geçmeniz için 70 katrilyon veriyoruz, hazineden. Bunlar mı verecek? 70 kuruş veremezler. Her şey tersine döner. Bu kadar açık söylüyorum. Para, üretim, ihracat, hamle, yatırım olmaz. Kalkınma olmaz. İnsanlar birbirlerine düşerler. Ben buluyorum, buluşturuyorum, her ay milyarları veriyorum. Allah'ın bereketi var. Otoyol, otoban yapıyorum, hastane yapıyorum, katrilyon para harcıyorum, daha ne istiyorsunuz? Biz yoksak bunlardan hiçbir şey beklemeyin."

'BAŞBAKAN'IN İÇİ YANIYOR'

"İş bu kadar vahim ve ciddidir" diyen Başbakan Yardımcısı Arınç, şunları söyledi: "Benim dostlarıma söyleyeceğim bir şey var. Cemaatler güzel insanlardır. Hiç birisiyle bir sıkıntımız yok. Eğitim, sağlık hizmetleri fevkalade önemlidir. kardeşlik hukuku, inanç ahlak sistemi fevkalade önemlidir. Ne başınızdakilerle ne cemaatimizin güzel insanlarıyla hangi cemaat olursa olsun-hepsini biliyorum ve hepsiyle dostum- ben sadece onların duasını isteyen bir insanım. Hiçbir maddi hesabım yok. Siz milyonlarca insanla bizim bir kavgamız yok. Başbakanımızın için yanıyor da onun için bazı şeyleri yüksek perdeden söylüyor. Siz onun bildiklerini bilseydiniz, daha kötü şeyler söylerdiniz. Şuna emin olun bu yüzbinlerle, onbinlerle, milyonlarla hiçbir meselimiz yok. Hepsi kardeşim, hepsi gönlümüzde, başımızın üstünde. Onların başarısına dua eder, onlardan da başarımız için dua bekleriz. Bu taraflardan görünüp de belli siyasi hesaplarla alçakça bu hükümeti yıkmak isteyenler var. Bize dua etsinler. Onların hakkından da gelelim, Türkiye rahatlasın. Her şey ortaya çıktı, tedbirler alındı, hiçbir telaşınız olmasın."

'VALLAHİ AK PARTİ'NİN ESKİLERİ, CHP'NİN BAŞ TACI OLDU'

Konuşmasında CHP'nin 64 yıldan beri iktidar olamadığını hatırlatan Arınç şöyle devam etti: "64 yıldır neredesin? Ne zaman iktidar olacaksın? İktidar olmaya niyetin var mı senin? Yok. Ben onlara buradan bir hedef gösterdim. Mahalli seçimlerde CHP diyebilir mi 'Ben yüzde 30 oy alacağım. 'Yüzde 30'un altında oy alırsan ey Kılıçdaroğlu, siyaseti bırakacak mısın?' diye sordum. 6 ay oldu şu ana kadar bir cevap yok. Yüzde 40-50 demiyorum. MHP'ye - orada dostlarımız olduğu için biraz yumuşak davrandım- dedim ki 'Yüzde 20 hedefini koyun.' 'Yüzde 20'yi bulamazsam ben de siyasetten ayrılacağım diyebiliyor musunuz?' 6 ay oldu bir cevap bulamadım. Sadece Vural soyadlı adam bağırıp, duruyor bir taraflarda. Ama benim Genel Başkanım, Başbakanım her seçim öncesi iddia ediyor, 'İkinci parti olursam, siyaseti bırakırım'. Böyle diyen bir adamın karşısında, Kılıçadaroğlu, 'yüzde 30'dan aşağısını, Bahçeli yüzde 20'den aşağısını kabul etmiyorum' diyemiyor bugüne kadar." CHP'nin adayları ile ilgili görüşlerini de açıklayan Arınç, şöyle konuştu: "Mustafa Sarıgül ihraç edildi. Sebep? Büyük yolsuzluklar yaptığı iddiasıyla. Kılıçdaroğlu'da 'Ben yolsuzluklara karşıyım' diye meşhur olma sevdasında. Bir fotoğraf çektirmiş odasında dosyalar var. En kalın dosyaların üzerinde de 'Mustafa Sarıgül' yazıyor. Sarıgül'ün şahsı ile ilgili bir şey söylemiyorum. Nasıl böyle bir karar verdiniz ki bu kişiyi büyük nümayişle partinize aday yaptınız? O zaman söyledikleriniz yalan mıydı? Hiçbir yolsuzluğu yoktu adamcağızın da sırf atmak için partiden, kalın kalın dosyaların üzerine ismini mi yazdınız, yoksa her şey vardı da şimdi 'İstanbul'da başka türlü kazanamayız' diyerek dün söyledikleriniz inkar mı ediyorsunuz? Ankara'da daha kötüsünü yaptınız. Ey CHP, hiç kimseyi bulamadın mı sen? Sesinin tüm gücüyle bas bas bağıran, bağırmaktan başka bir işe yaramayan bir adam buraya talip oldu. Soyadı Kalın mıydı, İnce miydi, tam hatırlamıyorum. Orada 'Ben aday olursam, Ankara'yı siler süpürürüm' diyen Aydın isimli bir kadın hanımefendi de var. Peki hangi hidayet nasip oldu size de MHP'nin geçen dönemki adayını bugün CHP'den aday yaptınız? Siz Hatay gibi bir yerde nasıl olur da AK Parti halen belediye başkanı olan şahsı, partinize transfer edip de partinizden aday yapıyorsunuz. Bu nasıl büyük bir yoksunluk ve mahrumiyettir. CHP ya MHP eskisi ya da AK Parti eskisi adaylarla ortaya çıkıyor. Bizim eskilerimizden medet umuyor. Vallahi AK Parti'nin eskisi, CHP'nin baş tacı oldu."

* * *

2026 KONUŞMASI

www.cumhuriyet.com.tr

Bülent Arınç'tan iktidarı kızdıracak Süleymancılar çıkışı: İki bakana seslendi

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, Süleymancılar olarak bilinen cemaate yönelik yürütülen soruşturmaya ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Arınç, "Bana bugün sorulan bir soru var. Ben bu sorunun cevabını açık yüreklilikle vermek istiyorum" diyerek İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Adalet Bakanı Akın Gürlek'e seslendi

27.08.2026 17:40:00

Güncellenme: 27.08.2026 17:40:00

Haber Merkezi

Bülent Arınç'tan iktidarı kızdıracak Süleymancılar çıkışı: İki bakana seslendi

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, sosyal medya hesabı üzerinden "Süleymancılar" olarak bilinen cemaat hakkındaki soruşturmaya dair uzun bir açıklama yayımladı.

Adalet ve İçişleri bakanlarının soruşturmanın cemaate veya tarikata yönelik olmadığı, kişilere ait adli suç iddialarıyla yapıldığı yönündeki beyanlarına itibar ettiğini belirten Arınç, devam eden soruşturma evresinde Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kurallarına çok açık aykırılıklar olduğunu savundu.

Açıklamasının devamında Süleymancılar ile AKP arasındaki ilişkinin geçmişine de değinen Arınç, mesafenin açılmasının iki kardeşten birinin AK Parti'ye gelip milletvekili olması, diğerinin ise buna karşı çıkmasıyla başladığını öne sürdü. Arınç, "Aradan yıllar geçti, bu sefer de kavga, kuzenler arasındaki mal mülkiyet kavgasına dönüştü" ifadelerini kullandı.

Arınç, açıklamalarını"Bu cemaat AK Parti'yi destekleseydi başlarına böyle bir iş gelir miydi?" sorusunu İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yönelterek sonlandırdı.

"MASUMİYET KARİNESİ ORTADAN KALKTI"

Bülent Arınç'ın açıklaması şu şekilde:

Halk arasında Süleymancılar olarak bilinen Süleymanlılar Cemaati ile ilgili olduğu söylenen soruşturma hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Adalet Bakanımız ve İçişleri Bakanımız bu soruşturmanın cemaate veya tarikata yönelik olmadığını, kişilere ait adi suç işlendiği iddiasıyla soruşturma yapıldığını söylemişlerdir. Bu beyanlara itibar ederim. Sayın bakanlarımızın bu ifadelerinde samimi olduklarını ve özen gösterdiklerine inanıyorum.

Ancak devam eden soruşturma evresinde Ceza Muhakemesi Kanunu kurallarına çok açık aykırılıklar var. Bu aykırılıklar neticesinde de masumiyet karinesi ortadan kalkmış gözükmekte.

Bildiğiniz gibi soruşturmanın gizliliği esastır. CMK bunu gerektirir. Kovuşturma aşamasına geçmeden, yani iddianame tanzim edilip kovuşturma başlamadan ve iddianame mahkemece kabul edilmeden bu konularda gizlilik yasağına uygun hareket edilmesi gerekir. Çünkü masumiyet karinesi esastır; kişilerin haklarında hüküm verilinceye kadar masum olduklarına inanılır.

Bu süreç neticesinde maalesef sosyal medyada kişiler infaz edilmektedir. Yazılı ve görsel basında da konuyla ilgisi ve bilgisi olmayan insanlar hüküm vermekte, birtakım görsellerle kişilerin mal varlıkları veya ne yaptıkları konusunda çarpık ifadeler kullanılmaktadır.

Elbette basının özgürlüğü esastır. Halkın da haber alma hakkı vardır ama adil yargılama da adil soruşturma ve kovuşturma da insanlar için temel bir haktır. Bugün delilden hareket ederek kişiye yönelmek ne kadar doğruysa, birtakım suçlamalar yaparak onlara göre delil aramak fevkalade yanlıştır. Bugüne kadar bazı soruşturmalarda bu konu belki gözden kaçırılmış olabilir.

"TÜRKİYE'DE CEMAATLER HER ZAMAN VAR OLDU"

Burada bir şeye dikkat etmek istiyorum. Süleymancılar söz konusu olduğunda, içlerinde kin ve garaz taşıyan bir kısım "CHP'li zihniyete sahip insanlar" "Cemaat ve tarikatlar kapatılsın" diye bir koro halinde konuşmaya başladılar. Bu çok yanlıştır. O kadar yanlıştır ki, cemaat ve tarikatlar sosyolojik yapılardır. Bütün dünyada da böyledir. Kaldı ki Türkiye'de de cemaatler ve tarikatlar her zaman var olmuştur.

Muammer Aksoy, 12 Eylül'den sonra yargılanan cemaatin lideri Kemal Kaçar'ın da avukatlığını yapıyordu. Herkes buna şaşırmıştı. Muammer Aksoy "Ben bunları yakinen tanıyorum. Yurtlarına gittim, Kur'an kurslarına gittim. Bunlar İslam'ın ve Kur'an'ın öğretilmesi dışında herhangi bir iş yapmıyorlar. Ben bunların masum olduklarına inanıyorum" demişti. Atatürkçü Düşünce Derneği'nin başkanı olan bu zatın fikirleri birileri tarafından kabul görecekse, rahmetliyi de bu yönüyle anmış olalım.

Soruşturmaya yeniden dönmek gerekirse süreç o kadar özensiz devam ediyor ki insanlar geri dönülemez şekilde damgalanıyor. Maalesef iş fethikabir yapmaya kadar geldi. Fethikabir yapılmasının ardından ne hukuk ne de adli tıp konusunda hiçbir bilgisi olmayan insanlar yeni suçlular bulmaya çalışıyorlar.

Ben bu oluşumu eskiden beri tanırım. Kemal Kaçar'la Hukuk Fakültesinde okuduğum yıllarda tanışmışlığım da oldu. Fakat cemaat mensubu olmadım. Bunların Silistreli Süleyman Hilmi Tunahan liderliğinde, Kur'an okumanın ve öğretmenin yasak olduğu dönemlerden başlayarak Türkiye'de Kur'an kursları adıyla Kur'an eğitimi ve öğretimi yaptırdığını biliyorum ve onlara inanıyorum. Bulunduğum şehirlerin hepsinde ve gittiğim her yerde onlarla dostane ilişkiler içinde oldum. Çünkü onlar, hakikaten Kur'an hizmetkârı birer insandılar. İmam hatip düşmanlıklarının da zaman içerisinde köreldiğini biliyorum.

"AK PARTİ'YE BİR DESTEK SAĞLAYAMADIM"

Rahmetli Ahmet Arif Denizolgun'la da aynı yıl milletvekili oldum. Alanya'daki dostluklarımızı da zaman zaman dile getirdiğimiz olurdu ama bunu ayrıca belki bir canlı yayında açıklamak isterim. 2011 seçimleri sırasında Genel Başkanımızın da bilgisi dâhilinde kendisiyle üç dört defa özel görüşmelerim olmuştu. Kendisinden AK Parti'ye bir destek sağlayamadım ama pek çok konuyu ortaya koyarak konuşma imkânımız olmuştu.

Süleymancılarla aramızdaki mesafenin açılması, iki kardeşten birinin AK Parti'ye gelip milletvekili olması, diğerinin de buna karşı çıkması ile oldu. Aradan yıllar geçti, bu sefer de kavga, kuzenler arasındaki mal mülkiyet kavgasına dönüştü. Biz, bunlarda taraf olamayız. Ama hukuka, kanuna açıkça aykırı eylemleri varsa şüphesiz hâkimlerimiz, savcılarımız davalarını açarlar, kişiler yargılanırlar. Ancak bu soruşturma içerisinde ismi geçen o kadar temiz ve mükemmel insanlar var ki, onların bir şekilde isimlerinin geçmesini bile ben kendileri açısından mahzurlu buluyorum. O zaman ısrar ediyorum, lütfen savcılarımız, kolluk kuvvetlerimiz, hâkimlerimiz ne olur soruşturmanın gizliliği konusunda çok titiz davransınlar. Hukukun gereğini yapsınlar ve sonucunu hepimiz alkışlarla karşılayalım.

"BU HASSASİYETİ BEKLEME HAKKINI KENDİMDE GÖRÜYORUM"

Bana bugün sorulan bir soru var. Ben bu sorunun cevabını açık yüreklilikle vermek istiyorum. O da şudur: 'Bu cemaat AK Parti'yi destekleseydi başlarına böyle bir iş gelir miydi? Böyle bir operasyon olur muydu?'. Ben onlara rahatlıkla şunu söyleyebilmeliyim: "Hayır, bizim şu veya bu cemaate, şu veya bu tarikata peşin hükümlü bir düşmanlığımız yok. AK Parti'yi desteklesin veya desteklemesin. Kendi işlerine iyi baksınlar, kendi işlerinde iyi olsunlar, ülkeye, millete faydalı hizmetler yapsınlar. Ama bunlardan hangisi olursa olsun eğer kanuna göre açıkça suç teşkil eden işler yapıyorlarsa biz bunların üzerine gideriz, gitmeye mecburuz." diyebilmeliyim. Adalet Bakanımızdan ve İçişleri Bakanımızdan bu hassasiyeti bekleme hakkını kendimde görüyorum.

* * *

Türkiye'de yasaklanmış olan Tarikatların, "Cemaat" ve "Vakıf" adları altında örgütlendikleri saklı ve gizli bir gerçek değil, herkesin bildiği bir sorun.

İktidarın ve Arınç'ın bu konudaki resmi görüşü bilinsin ve tarih önünde kayda geçsin istedim.

 


İstanbul On Kapak NUTUK - Emre Kongar Seçkisiyle

KİTAPÇILARDA

DİREN - Demokrasi İçin Manifesto Tarihimizle Yüzleşmek-Kapak ABD'nin Siyasal İslam'la Dansı-Kapak

Hoş geldiniz

Oğlum bu siteyi oluştururken, benden siteye girenler için bir "hoşgeldiniz" iletisi istedi. Ben de ona bir değil dört ileti verdim:

  1. "Yaşamın iki anlamı vardır: Sevgi ve üretim. Severek üretmek, üreterek sevmek"  (Yaşamın Anlamı, s.62)
     
  2. "Ben yazılarımı, bütün yaşamımla bile bu dünyada hiç bir şeyi etkileyemeyeceğimi bilerek umutsuzca, ama tek bir makale ile tüm dünyayı değiştirebilecekmiş gibi bir sorumlulukla yazıyorum." (Demokrasi ve Laiklik, s.87)
     
  3. "Her medya patronu ancak, gazetesindeki ya da kanalındaki en terbiyesiz medya mensubu kadar terbiyelidir". (Cumhuriyet, 13 Nisan 2000, Medya Notu)
     
  4. "Bütün insanları çok seviyorum. Gençleri daha çok seviyorum. En çok da okurlarımı ve öğrencilerimi seviyorum."

(1)Eski "Güncel"ler için Güncel Arşivi'ne bakınız.

Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Cumhuriyet Gazetesi Remzi Kitabevi Tele1 Televizyonu Koln Kutuphane StoryTel

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 31 Ağustos 2026

Valid HTML 4.01 Transitional