|
Kitaplar Sürekli Yazılar Kitap Söyleşileri Yazılanlar |
Kitabın tam boy kapağını görmek için tıklayınız.
GÜNCEL,(1) 22 Haziran 2026 19 Haziran Cuma gecesi Sözcü tv'de, Kemal Kılıçdaroğlu, Senem Toluay Ilgaz, Barış Terkoğlu ve Aslı Kurtuluş'un sorularını yanıtladı. Bu program, Sözcü tv'nin "Mutlak Butlancı" bir Genel Başkana gereksiz bir destek verdiği eleştirileriyle en baştan çok eleştirildi. Ben de programı baştan sona dikkatle izledim. Hatta bazı yerleri geri alıp iki kez izledim. Sonra yazılan yorumların da önemli bir kısmını okudum. Bu konuda nesnel olmaya çalışarak saptadığımı sandığım birkaç temel noktayı okurlarımın dikkatine sunmayı eski bir "Medya Notu" yazıcısı olarak görev bildim. * * * 1) Elbette üç gazeteci evladım da, Erdoğan'a sorulan "çanak sorular" bağlamında, "iliştirilmiş gazetecilik" sapmasının ve rezilliğinin yanından bile geçmediler; kendilerince, meslek ahlâkına uygun "aykırı" soruları dile getirmeye çalıştılar. Fakat sorular temel sorunlar üzerinde odaklanmaktan çok olaylara yönelik olduğu için, izleyicileri tatmin etmekten uzak kaldı. 2) Kılıçdaroğlu, akla da, mantığa da, hukuka da uygun, tutarlı yanıtlar veremedi. İşine geldiğinde yargının siyasetin emrinde olduğunu, işine geldiğinde yargının bağımsız olduğunu belirtti, hem kendi düşünce tutarlılığını zedeledi, hem de yakın tarihteki olayları ya algılayamadığı, ya da (daha kötüsü) saptırmak istediği izlenimi verdi. İşine geldiği zaman yargıdaki İBB iddialarını gerçek olaylar olarak niteledi, işine geldiğinde bu iddiaları bilmediğini, okumadığını söyledi. Örneğin Merdan Yanardağ olayında, kendisine karşı bir televizyon canlı yayınında "casusluk gereği taraflı program yapıldığı" iddiasını bilmediğini ifade etmesi kabul edilebilir gibi değildi. 3) "Mutlak Butlan" kararını veren mahkeme ve verilen kararın gerekçeleri hakkında ne düşündüğü yetirince sorgulanamadı. 4) Genel ideoloji ve politikalar bağlamında "Osmanlıcılık", "Kürt Açılımı Süreci" gibi temel siyasal konularında sorular sorulamadı. 5) Beni en çok üzen ve şaşırtan konu çok sevdiğim ve beğendiğim bir gazeteci evladımın, "Erdoğan'la görüştünüz mü?", "Erdoğan'la işbirliği içinde misiniz?" mealindeki, yanıtların açık seçik bir inkâr ve red olacağı belli olan garip soruları doğrudan sorması oldu. 6) Bence daha da önemlisi, "Butlan" kararı ile CHP'nin başına dönmesinin önümüzdeki seçimler bağlamında Erdoğan'ın şansını arttırıp arttırmayacağı ayrıntılı olarak irdelenmedi. 7) Yine genel politikalar ve yakın gelecek açısından bence programın en büyük eksiklerinden biri, Anayasa Değişikliği konusunda sorulan soru bağlamında "Parlamenter Demokrasi" genelinde verilen yanıtın Anayasa'nın hangi olumlu ve olumsuz maddelerini içerdiği ayrıntısının es geçilmesi oldu. 8) Benim en çok merak ettiğim konu, Genel Başkanlığı sırasında CHP'yi sağa kaydırması ve CHP kadrolarından Meclis'e soktuğu sağcılara ek olarak 38 CHP sandalyesini sağ partilerin mensuplarına armağan etmesi ve bu hatasının önümüzdeki dönemde İktidarın Anayasa değişikliği konusundaki projesine destek verip vermeyeceği ve kendisinin hatalarının önümüzdeki geleceği olumsuz etkilediği konusundaki tavrıydı. Bunun sorulamamış olmasında dolayı üzgünüm. Ama böyle bir soru dikkatle formüle edilmeden ve üzerinde ısrarla durulmadan sorulursa, programdaki genel tavrına bakarak, "Bunu onlara sormak gerekir" diyerek işin içinden sıyrılabilirdi diye de düşünmüyor değilim. 9) Elbette daha pek çok temel veya ayrıntıdaki soru da sorulabilirdi. Ama dışardan gazel okumak kolaydır, canlı yayında, özellikle bizin gibi titiz izleyicileri tatmin etmek zordur. Üç gazeteci arkadaşımızın ahlâken aklandıklarını belirtmeliyim. Eleştirilerimi, iyi niyetime ve kendilerine olan saygı ve sevgime bağlamalarını dilerim. 10) Ekran insanların gerçek kişiliklerini ve tavırlarını izleyiciye oldukça gerçekçi olarak aktarır: Kim samimidir, kim sahtekârdır, kim yalan söylüyor, kim doğruları dile getiriyor derhal anlaşılır. Bu açıdan Kemal Kılıçdaroğlu'nun başarılı bir ekran sınavı verdiğini iddia etmek biraz zor! Özellikle "Arınma" iddiasını "kendi dönemi ve kendi kadroları açısından" savunamaması, hele hele AKP'li belediyeler bağlamında irdeleyememesi, "dokunulmazlıkların kaldırılması" konusundaki (sonradan yaptığı açıklamaların da yetersiz kaldığı) savunmaları bu yetersizliğinin ciddi kanıtları. Sanıyorum konu, belagat veya mantık sorunundan çok, bulunulan konumun savunulur bir pozisyon olmaması! * * * Bu konuda okurlarıma ve izleyenlerime son bir not olarak, genel politik tavır ve gazetecilik açısından yapılan bir eleştiri için dün Cumhuriyet'te yayımlanan Zülâl Kalkandelen'in yazısını, yine gene genel politika ve gazetecilik açısından İktidarın sözcüsü olarak Hürriyet'te, Ahmet Hakan Coşkun'un yazısını ve Şamil Tayyar'ın X'deki yorumlarını okumalarını öneririm.
Hoş geldinizOğlum bu siteyi oluştururken, benden siteye girenler için bir "hoşgeldiniz" iletisi istedi. Ben de ona bir değil dört ileti verdim:
(1)Eski "Güncel"ler için Güncel Arşivi'ne bakınız. |
|
|
|
|
|
Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta
Son güncelleme tarihi 15 Haziran 2026