|
Kitaplar Sürekli Yazılar Kitap Söyleşileri Yazılanlar |
4 Ağustos 2025Türkiye Rejim Değişikliğini, Anayasa Değişikliğini ve Bölünmeyi Tartışıyor!
AKP’nin Emperyalistlerle işbirliği, Türkiye’yi inanılmaz bir noktaya getirdi: Resmen ve alenen rejim değişikliğini, Anayasa değişikliğini ve bölünmeyi tartışıyoruz. * * * Parlamenter Rejim ilk darbeyi, Cumhurbaşkanını halkın doğrudan seçmesi ilkesinin kabul edildiği Anayasa değişikliği referandumu ile 21 Ekim 2007 tarihinde yaşamıştı. Kabul edilen değişiklikler şunlardı: 1) Milletvekili genel seçimlerinin beş yıl değil dört yılda bir yapılması. 2) Cumhurbaşkanının halk oyuyla seçilmesi. (Abdullah Gül meclis tarafından seçilen son cumhurbaşkanı olmuş oldu.) 3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 96. maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. 'Türkiye Büyük Millet Meclisi, yapacağı seçimler dahil bütün işlerinde üye tam sayısının en az üçte biri ile toplanır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasada başkaca bir hüküm yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tam sayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz.' 4) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 101. maddesinin "Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş ve yükseköğrenim yapmış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından, halk tarafından seçilir. Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir. Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri içinden veya Meclis dışından aday gösterilebilmesi yirmi milletvekilinin yazılı teklifi ile mümkündür. Ayrıca, en son yapılan milletvekili genel seçimlerinde geçerli oylar toplamı birlikte hesaplandığında yüzde onu geçen siyasi partiler ortak aday gösterebilir. Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer" şeklinde değiştirilmesi. 5) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 102. maddesinin "Cumhurbaşkanı seçimi, Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından önceki altmış gün içinde; makamın herhangi bir sebeple boşalması halinde ise boşalmayı takip eden altmış gün içinde tamamlanır. Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış bulunan iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. İkinci oylamaya katılmaya hak kazanan adaylardan birinin ölümü veya seçilme yeterliğini kaybetmesi halinde; ikinci oylama, boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi suretiyle yapılır. İkinci oylamaya tek adayın kalması halinde, bu oylama referandum şeklinde yapılır. Aday, geçerli oyların çoğunluğunu aldığı takdirde Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan Cumhurbaşkanının görevi devam eder. Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir." şeklinde değiştirilmesi. * * * Özetle şu beş konuda değişiklik yapılmıştı 1) Cumhurbaşkanının meclis yerine halk tarafından seçilecekti. 2) Cumhurbaşkanlığı süresi yedi yıldan beş yıla indirililecekti. 3) Cumhurbaşkanının ancak sadece iki kez seçilebilecekti. 4) Genel seçimler beş yerine dört yılda bir düzenlenecekti. 5) Milletvekillerinin parlamento kararları için yeterli çoğunluğu %67'den %34'e düşürülmüştü. * * * Bu Halkoylamasının sonuçları şöyle olmuştu:
1) Evet 19.422.714 % 68,95 2) Hayır 8.744.947 % 31,05 3) Geçerli oy 28.167.661 % 97,74 4) Geçersiz veya boş 651.435 % 2,26 5) Toplam oy 28.819.096 % 100 6) Kayıtlı seçmen 42.690.252 % 100 7) Katılım oranı 5/6 % 67,5 * * * Üç yıl sonra 2010 yılında, 30 yıl sonra İkinci 12 Eylül felaketi yaşanmış, yapılan Halkoylamasıyla, yargı siyasetin emrine verilmişti. Türkiye böylece 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden 30 yıl sonra, bu darbeyi yaptıran Emperyalistlerin planladığı din devletine doğru hızla yol almaya başlamıştı. Son darbe oyların yasalara aykırı olarak iktidar lehine sayıldığı 16 Nisan 2017 Halkoylaması ile “Şahsım Devleti Rejiminin” kuruluşu ile indirildi. Bu Halkoylaması da İktidarın baskısını yansıtan Olağanüstü Hal koşulları altında yapılmış, buna hazırlık olarak 15 Temmuz 2016’da FETÖ Cemaat’inin askeri Darbe girişimi ve 20 Temmuz’da İktidarın Olağanüstü Hal ilanı kullanılmıştı. * * * Ama hem yağmacılık, hem kötü yönetim, hem Ortadoğu’da Emperyalizmin uzantısı olarak izlenen politikanın ülkeye yüklediği ilave “sığınmacı sorunları”, her konuda ülkeyi tam bir iflasa götürdü ve 2023 seçimlerinde İktidarın sonunu getirdi: İşte o anda, İktidar ile Emperyalizmin ittifakı yeniden şiddetlendi ve İktidarın ömrünü uzatmak için, yeni bir Rejim (ve ona bağlı olarak bölünme) projesi gündeme geldi; adı bile belli olmayan bir “Süreç” ve adı bile konulamayan bir “Komisyon” kurularak Türkiye yeni bir sürece sokuldu! CHP ve DEM üzerine yapılan Haksızlık Hukuksuzluk ve Baskılarla, ve DEM’e de (kabul edilmeleri olanaksız) ödünler bağlamında sözler verilerek bu “Süreç” ve bu “Komisyon” yürütülmeye çalışılıyor ama, önceki Halkoylamalarındaki yanılgılardan ve baskılardan aldığı derslerle, kamuoyunun bu kez bu gidişe yeşil ışık yakacağını sanmıyorum. Çünkü İktidar güvenilirliğini ve halk desteğini yitirmiş durumda. |
| Tweet |
Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.
Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta
Son güncelleme tarihi 7 Haziran 2026