Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

SAVCININ İŞİ NEDEN ÇOK AMA COK ZOR?
 

Savcı, iktidar yanlısı medyadaki PKK ve DHKPC destekçiliği iddiaları için Doğan Grubu'nun yayın organlarını mercek altına aldığını açıklayınca, işinin çok zor olduğunu göstermek için medyada bu konuda, politikacılar ve medya mensupları hakkında yazılan ve çizilen binlerce haberden sadece bir kaç tanesini dün alıntılamıştım.

Bugün aynı konuda Erdoğan'ın son günlerdeki iki demecinden birer alıntı ve Ahmet Hakan'ın iki gün önceki yazısından, "isyan satırları" diyeceğim bir bölüm aktaracağım.

Böylece savcının işinin zorluğu, hem de çok zorluğu hakkında ikinci bir noktayı vurgulamak istiyorum.

Bu nokta, AKP iktidarının ve Erdoğan'ın, PKK konusundaki çok sert ve çok ani bir politika dönüşü yapmasından ve birbirine zıt olan bu her iki politikaya da karşı çıkmış veya çıkmakta olanları "ihanetle" suçlamasından kaynaklanıyor.

PKK ile müzakere masasındayken teröre pek çok ödün veren iktidarın buna karşı çıkanlara "hain" derken, birdenbire politika değiştirip her türlü "Barış" çağrısını bile "ihanetle" suçlaması, savcının işini son derece güçleştiriyor:

Çünkü AKP ve Erdoğan destekçileri, (özellikle de dalkavukları) geçmişte, bugün "İhanet" denen çizginin çok ötesine de geçerek PKK ve Öcalan övgüsü yapmış, her türlü ödünü savunmuşlardı!

Bunun nedeni de AKP-Erdoğan iktidarının, müzakere sürecinde, terörün ciddi mevziler kazanmasına göz yummuş olmasıydı.

Bakın bizzat Erdoğan bu konuda neler diyor:

"Burada, bu süreç içerisinde, güvenlik güçlerimiz tabii 'herhangi bir çatışmaya, şuna buna girmeyelim' dediler ama daha sonra anladık ki bu süreç içerisinde bunlar, bunu yaptılar."

"Çözüm Süreci içerisinde valilerimiz kendilerine verdiğimiz talimatlar gereği ciddi manada bu terör örgütlerine karşı şu andaki operasyonlara girmiyorlardı."

* * *

Ahmet Hakan da, bu ani ve sert politika değişikliğinden dolayı ortaya çıkan çelişkiye, iki gün önce, belgesel nitelik taşıyan yazısıyla şöyle isyan ediyordu:

"Yeter be yeter!

OSLO'da PKK ile gizli görüşmeyi biz mi başlattık da bize 'TERÖRİST' diyorsunuz?

Öcalan'a çalışma ofisi hazırlayıp kendisiyle masaya biz mi oturduk da bize 'TERÖRİST' diyorsunuz?

Osmanlı'nın en sembolik mekânı olan Dolmabahçe Sarayı'nda HDP heyeti ile mutabakatı, şatafatlı bir törenle biz mi dünyaya duyurduk da bize 'TERÖRİST' diyorsunuz?

Kandil ile İmralı arasında biz mi mekik dokuttuk da bize 'TERÖRİST' diyorsunuz?

Öcalan'ın mesajlarını Diyarbakır meydanında biz mi okuttuk, bu mesajı bütün televizyonlardan canlı olarak biz mi yayınladık, gazetelerde çarşaf çarşaf biz mi bastırdık da bize 'TERÖRİST' diyorsunuz?

Havuz gazetelerinde günlerce ve sayfalarca 'Öcalan çok süper biri' diye yazdıran biz miydik de bize 'TERÖRİST' diyorsunuz?

Ünlü Kürt ozanlarının elinden tutarak kürsülere çıkarıp hem Öcalan'ın hem de barış sürecinin alâyıvalâ ile propagandasını biz mi yaptık da bize 'TERÖRİST' diyorsunuz?

PKK terör örgütü, 'Çözüm Süreci' boyunca saldırılarını sürdürürken, asfaltlara mayınlar döşerken, şehirlere mühimmat yığarken biz mi 'aman görmeyin, aman ilişmeyin' dedik de bize 'TERÖRİST' diyorsunuz?

'Terör örgütü maalesef mühimmat döşemiş' diye tarihin asla affetmeyeceği bir büyük gafleti biz mi itiraf ettik de bize 'TERÖRİST' diyorsunuz?

Öcalan'a methiyeler düzen adamları biz mi milletvekili yaptık, bu arsız ve ahlaksız şahsiyetleri hiç utanmadan gazete basmaya biz mi azmettirdik de bize 'TERÖRİST' diyorsunuz?

Yeter be yeter

Öcalan'la sanki ayrı bir devletin başıymış gibi masaya oturan sizsiniz.

HDP ile mutabakat imzalayıp bunu uluslararası bir anlaşma gibi sunan sizsiniz.

Öcalan'ın mesajlarını 'tarihi belge' diye meydanlarda okutan sizsiniz.

Kürt şarkıcılara 'Megri Megri' diye şarkılar söyleten sizsiniz.

'Süreç bozulur, oylarımız düşer' korkusuyla PKK'nın mühimmat yığmasına göz yuman sizsiniz.

PKK terör örgütü, yollara mayınlar döşerken görmezden gelen sizsiniz.

Çözüm süreci yürüsün diye adamlarınıza 'Öcalan çok harika, çok süper biri' diye mesajlar attıran sizsiniz.

Bütün bunlar kabak gibi ortadayken...

Bize 'TERÖRİST' diyen de sizsiniz."

* * *

Hukuk, evrensel kurallar bir yana bırakılıp, siyasal iktidarların hem her gün değişen hem de otoriter olan politikalarına alet edilirse, savcıların işi de çok ama çok zor hale gelir...

Elbette yargıçların da!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Aralık 2018

Valid HTML 4.01 Transitional